Dolar : Alış : 5.3412 / Satış : 5.3508
Euro : Alış : 6.0565 / Satış : 6.0674
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul12°CYağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 10 Kategoride 586 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

KAYIP KAVİM HAZARLAR

12 Aralık 2016 - 836 kez okunmuş
Ana Sayfa » Gündem»KAYIP KAVİM HAZARLAR
KAYIP KAVİM HAZARLAR Sevgili Okurlar, geçtiğimiz günlerde bir dost sohbetinde çok önemli  bilgi aldım. Değerli bir büyüğüm  bana Hazar Türkleri ile alakalı araştırma yapmamı, bunun çok önemli olduğunu ve araştırılması, gereken bir konu olduğunu söyledi. Bende kaynakları ve gerekli olan yerleri araştırdım. Ve önüme çok ilginç ve enteresan bilgiler geldi. Ve bilgi kaynaklarımdan aldığım  kaynaklar ışığında size aktarmak istedim. Araştırmacılara ve bu konuda uzman tarihçilere göre;  Hazar halkı İdil kıyılarında ve Kırım yarım adasında imparatorluk kurmuş bir Türk halkıdır 468-965 yılları arası hüküm sürmüş olan Hazar halkının büyük çoğunluğu Musevi, Bizanstı, ve Arap kaynaklarına göre, Hazar ülkesinde yaşayan halkı Uygur, Hazar, sabir, Peçenek gibi Türk boyları olduğu kaydedilmektedir. “Hazarların etnik kökeni hakkında kesin bir kanıt olmamakla beraber bu konuda araştırma yapmış bazı, S.S.C.B 'li  (Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) tarihçilere göre, Kuzey Kafkasya'nın yerli halklarından biridir. D.M. Dunlop ve P.B. Golden adlı araştırmacılarsa Hazarların, Tiele veya Uygur soyundan geldiğini kabul etmektedirler. Bknz buraya dikkat, Uygur soyundan geliyorlar.  558' den sonraki yıllarda  Sasanîler'le savaşa girişmiş Kafkaslar'ın hakimi bir kavim olduğu bildirilen Hazarlar, (daha doğrusu Sabarlar)  "Hazar" adı ile 586 ' da  Bizans'ta iyice tanınmış, fakat aynı zamanda "Türk" olarakda  anılmışlardır. Çin kaynaklarında "Türk-Hazar" (T'u-küe Ho-sa-K'o-sa)  adı ile zikredildiği  ortaya çıkmışsa da Peter Golden, Hazarlar ile Uygurlar arasında bir bağlantı kurmanın mümkün olmadığını ve gerçek bağlantının Ogurlar arasında var olduğunu belirterek Dunlop'a karşı çıkmıştır.  Bazı bilim adamlarına göre "Hazar" adı "gezgin" anlamına gelen -kaz kökü ve "adam" anlamına gelen er ekinden türetilmiştir.  Eski Rus kayıtlarında Hazarlar "Beyaz Ugriler", Macarlar da "Kara Ugriler" olarak anılmaktaydı.  Yunan tarihçi Günah Çıkartıcı Teofanes kayıtlarında, Hazarları "doğudan gelen Türkler" olarak ifade eder” (kaynak : Dunlop, Douglas M. The History of the Jewish Khazars, Princeton, N.J.: Princeton University Press, 1954) Peki bu büyük kavim, bu kadar kesimden ve milletlerden bir araya gelip bir topluluk oluşturduğu dönemde nasıl oluyorda Museviliği  seçiyor?  Ortaçağda parlak bir yıldız gibi yaşamış olan bu halk, Doğu Avrupada hüküm sürmüş olan  ve en güçlü döneminde  tüm  dünyaya kafa tutar gibi aynı zamanda alay eder gibi Musevi’liği seçmişti. Hazarlar Türk kökenliydiler ve güçlü bir medeniyete sahiptiler.Hazarların Museviliği seçmesindeki amaç Bizans’lıların Hristıyanlığı yayma misyonuna karşı oldukları gibi Müslüman Araplarında  İslami yayılmacılığına bir engel koyma adına, ve meydan  okuma mahiyetinde olan Hazar’ların din değiştirmeleri ki;  bu iki imparatorluğun siyasi baskıları altında olmalarına rağmen Musevilik gibi tek Tanrılı bir dine geçmeleri üstelik o dönemde bu dinin tüm coğrafyada siyasal desteğe sahip olmayan ve heryerde baskıya uğrayan ve baskı altında olan bir dini seçmeleri, araştırmacıları hayretler içinde bırakmıştır. Hazar’ların böyle bir seçime gitmeleri kuşkusuz oların kendi siyasi dengelerini koruması adına, bağımsızlıkları ifadesinden başka hiçbirşey değilmiş gibi gözüküyor. Ortaçağ’ın sonuna doğru Hazarlar’ın  Kırım ,Litvanya,Polonya,Macaristan gibi ülkelere göç eden Hazarlar buralarda küçük yerleşim merkezleri kurdukları tarih kaynaklarında geçmektedir. Kabileler halinde bir Hazar göçünün olduğunu ve bunun Rusya’ya kadar uzandığını hatta Doğu Avrupa memleketlerine kadar sürdüğünü anlıyoruz.Hazarlar kayıp kavim, bu millet nasıl  dağıldı?  ve yerleşim bölgesi olarak  Orta Avrupa ve Doğu Avrupa bölgesinde neden konuşlandılar?  Bunlar tabiki bir soru işareti olmakla beraber araştırmalarımda şu bilgilerede rastladım. Bknz Hazarlar,Bizanslı’ların Rus adını verdikleri (Viking Kabileleri) ile ticaret bağı olduğunu bu vesile ile de, Araplar’ında vareg adını verdiği bu denizci kabileler skandinavlar ile de yakınlığı olduğu kaynaklarda geçiyor.Hazarların bu kabileler ile arada sırada sürtüşmesi olsada, yinede bu savaşçı kabilelerde %10 gümrük vergilerini alıyor ve her türlü ticaret bağını kuruyorlardı.Hazarların Ruslar ile sadece ticaret bağı olması Rusların (Varegler) yinede Hazarların  topraklarına yayılmasına engel olmadı,zamanla Hazar topraklarına dağıldılar ve yayıldılar.Ve Adolf Hitler bir devrin kudretli Führer’i tarihler onu en büyük yahudi soykırımının mümessili olarak kaydetmiştir. Aslında bu iddia yakın tarihin şüpheli bir iddiasıdır. Hitler oynadıgı tarihi rolün neticesinde siyonizme hizmet etmiştir aslında,tarihi hadiseler nedenlerinden cok neticeleri itibarıyle değerlendirmeye tabi tutulurlar.öncelikle tezimizi isnat ettiğimiz tarihsel sürece bir göz atalım. " ABD gizli servislerinin II. Dünya Savaşı'nda yaptırdıkları araştırmaya göre, Hitler'in babaannesi Maria Anna Schicklgruber Viyana'da yaşıyordu. Musevi kökenli Rothschild'lerin evinde hizmetkâr olarak çalışıyordu. Rothschild Ailesi onun hamile olduğunu anlar anlamaz, doğduğu Spiteal'deki evine geri göndermişti. Bu durumda dönemin geleneklerine göre Maria Anna Schicklgruber, Rothschild'lerden birinden hamile kalmış ve oğlu (Hitler'in babası) Alois'in gerçek/biyolojik babası olabilir. Dünyaya dehşet veren Adolf Hitler'in babası Alois Hitler, gayri meşru çocuk olarak doğdu. 40 yaşına kadar nesebi belirsiz yaşadı. Annesinin soyadını taşıdı. Annesinin sonradan evlendiği Johann Georg Hiedler, ölüm döşeğinde yumuşamış ve gayri meşru çocuğunu kabul etmişti ama Alois soyadı olarak Hiedler'i değil, anneannesinin soyadı olan Hitler'i almıştı. Peki Hitler'in çeyrek Yahudi kanı taşıdığı iddiasını kuvvetlendirecek başka bir işaret var mı? Sorunun cevabı, "galiba evet..." Babası Alois Hitler, sonraları dünyaya dehşet vererek 6 milyon Yahudi'nin ölümüne neden olacak oğlu Adolf Hitler'in vaftiz babası olarak Prinz adında Viyanalı bir Yahudi'yi seçmişti. Alois Hitler, o sıralarda Braunau'da bir gümrük memuru olarak çalışıyordu. Biyolojik babasının bir Yahudi olduğunu hissetmese ya da annesinden böyle bir izlenim almasa herhalde oğluna vaftiz babası olarak bir Yahudi'yi seçmezdi. Gene ABD gizli servislerinin araştırmasına göre, şansölye Dollfuss, "Adolf Hitler'in çeyrek Yahudi olduğu" yolunda bazı kayıtlara belki de sahipti. Dollfuss öldürüldü. Hitler, o evrakın peşindeydi ancak erişip erişemediği belli değil." Kaynak: (Öteki Hitler-Walter C. Langer- Bir harf Yayınları. İstanbul/ Nisan 2005.)       “1917 yılında ingiltere ve israil devletinin kurucusu Manahim Begım arasında gizli olarak Camp David anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre kutsal topraklar üzerinde bir yahudi devletinin varlığı öngörülmüş, anlaşmayı takiben bölgeye hızlı ve kalabalık bir şekilde yahudi yerleşimi planlanmıstı. Fakat nüfus konusunda sıkıntılar vardı. Dünyanın değişik yerlerinde dağınık olarak yasayan yahudilerin yurtlarına dönmeye ikna etmek zor görünüyordu. Yahudiler bu konuda isteksizdi. İsrail devletinin resmi olarak kurulabilmesi için hiç olmazsa belli bir yoğunlukta yahudi çoğunluğun sağlanması gerekiyordu. Nitekim yahudiler ana yurtlarına dönmeye mecbur edilecekti. İlk teşebbüs 1918 yılında  Irak kuzey  bölgesinde yaşayan yahudileri  İsrail bölgesine dönmeye ikna  etmek olacaktı. Mondros Ateşkes antlaşmasıyla Osmanlı Devleti Musul ve Kerkük bölgesinden çekilmeye başlayınca Kuzey Irak’ta baş gösteren otorite boşluğundan istifadeyle yahudi maşası Araplar tarafında Kürt Yahudilere karşı bir katliam başlatıldı. Tabi bu katliam dünya kamuoyuna "Osmanlı Devleti bölgeden çekilirken Kürt Yahudi leri katlediyor" olarak yansıtıldı. Bu olaylar sonucunda da İsrail' e ilk Yahudi göçü sağlanmış oldu Bugün İsrail’deki yaklaşık 300.000 Yahudi kürdü işte o yıllarda göç edenlerin bakiyesidir. Tabi bu yahudilerin diğer kısmıda ileride işe yarayacağı için o bölgede bırakıldı. Mesut Barzani ve aşireti işte bu Yahudi Kürtlerin akrabasıdır. Tapınak Şovalyeleri,İspanya sürgününden sonra uzun soluklu  ve siyonizmin kutsal! geleceğine ilişkin bir strateji planlamışlar, bu plana göre ise ilk resmi İsrail devletinin kuruluşunu 1950 olarak öngörmüşlerdir.1940’lı yılların başlarına gelindiğinde Filistin bölgesinde yeterince Yahudi nufusu saglanamamıstı ve ancak bir tapınakçının muhayyelesinden çıkabilecek bir plan sahneye konuluyordu: 1939 yılında Hitler idaresindeki Almanya’  nın Çekoslavakya  Polonya ve Avusturya’ya saldırmasıyla 2.dünya savaşı patlak verdi.hitlerin tek amacı vardı. Almanca konuşan bütün milletleri tek bayrak altında toplamak.evet...Hitler gercekten sıkı bir alman Milliyetçisidir ve en samimi rüyasıda büyük ve muktedir bir Alman devletidir. Hitler'in hayat öyküsünü okuyanlar bilirler,kararlı hırslı fakat zayıf karakterli ideali gerçek olsun diye her yolu mübah sayan bu nedenle de pazarlığa!açık biri.. Alman orduları Avrupanın doğusuna doğru ilerleyedursun içeridede Yahudi lere karşı anti-semitist bir propaganda başlatıldı. Bununlada  kalınmayıp Almanya genelindeki Yahudi ler toplanma kamplarında ağır muamelelere tabi tutuldu. Artık sistemli bir Yahudi katliamı başlamıştı. İşin ilginç yanı kamplara sürülen, öldürülen Yahudi ‘lerin tamamının yaşlı ve fakirlerden oluşmasıydı. Bununla beraber yine ilginçtir, varlıklı yada elit tabakadan olanlar bir şekilde kaçmayı başarıyordu. Hitlerin mezaliminden ne hikmetse bütün Yahudi bilim adamları kaçmayı başardığı halde fakir yaşlı ve işe yaramazlar, hitlerin merhametine terkedilmiştir. Zulme uğrayan ve ölümden kurtulanlar soluğu anayurtlarında alıyordu. Bir taraftan da dünyanın dört bir yanına dağılmaktaydılar. Hatta Türkiye’ yede önemli ölçüde Yahudi kökenli bilim adamı iltica etmek istemiş.İsmet paşa-ne düşündü bilinmez- bunları kabul etmemişti. Hitlerin en büyük hayali almanca konuşan milletleri tek devlet tek bayrak altında toplamaktı. Fakat Alman orduları birden rotasını Polonya üzerine cevirdi. Bu noktada iki tane komplo teorisi var   1 - Polonya en yoğun ve en fakir yahudi nüfusunun bulunduğu ülke ve Hitler Polonya’yı işgal etmek suretiyle buradaki Yahudi ‘leri bertaraf etmiştir. 2- En önemlisi ,Polonya’da yaşayan Yahudi ‘lerin Hazar Türklerinin bakiyesi olmaları ve Musevi’liği tercih eden Türkler olmaları.şimdiye kadar kimse bu gerçek üzerinde durmadı. Bilindiği gibi soyu İsrailoğullarına dayanmayan kişilerin Yahudi’liği seçmelerinin Musevi‘ lerce bir önemi yoktur.,ve kabul de etmezler. Sözünü ettiğimiz Musevi Türkler, İsrailoğulları tarafından dinlerinin asaletine düşen bir gölge olarak görülmüş ve ortadan kaldırılmaları Hitlere ihale edilmiştir.” Kaynak( Mavi ihtilal)


YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler : , ,
Gizli Ekran